17 Şubat 2014 Pazartesi



'dil' bilgisi dersi ...

Geçenlerde Nureddin Yıldız’ın   ‘Arşın Gölgesindeki Genç’ isimli son çıkan kitabını okudum. Okurken bir sahifesinde dikkatimi çeken bir ayet-i kerime. “Hücurat 12”. Daha önce Kur’an da okumamıza rağmen belki de bu kadar üzerinde düşünememiştik. Bu ayet-i kerime ’den yola çıkarak almamız gereken dil bilgisi dersleri olduğunu düşünmüş olacağım ki son derece  önem     arz eden  hususla alâkalı bir abdi aciz olarak bir şeyler yazmaya çalıştık.
Ayet-i kerime ’de “ Tecessüs etmeyiniz” (Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayınız) buyrulmuştur.
Yüce Allah bahsettiğimiz bu ayetin tamamında iman sahibi insanlara seslenmekte ve onlardan, zararlı olan üç şeyden uzak durmalarını istemektedir.
 Bu üç şey; kötü zan, tecessüs (birbirlerinin kusurunu araştırma) ve gıybet (dedikodu) tir.
Konu uzun ve derin üzerinde söylenmiş birçok ayet, hadis, kıssa, söz veya sözler var. Bu sebepten biraz daha konuyu açıp yukarıda yazdığımız ayette bahsedilenlerin yanında ayrıca örneklerle yazmak istediklerimiz var.  Özellikle de konuşmanın afetleri ve susmanın faydaları üzerine..
Dil bilgisi dersi dedik ya evvela dilimize sahip çıkmayla başlayalım. Dil öyle bir şey ki insanı uçurumun kenarına getirir de adeta felakete sürükler. Küfüre de saptırır imana da götürür. Ya çirkin konuşur ya güzel. Ya hâk konuşur ya da bâtıl. Vücudun diğer uzuvlarına nazaran daha geniş alana etki eder. Hadis-i Şerifler ’den örnekler verelim.
“Cehennemliklerin çoğu dil'inden dolayı cehenneme girecektir...” Muhammed-ul Emin
Susan kurtuluşa erdi”...Der âlemlerin BEYefendisi s.a.v.
“Dilleriyle insanları kıranları, ibadetleri temizleyemez” Taha Yasin s.a.v
 Bu konuda hadisi şerifler var. Var olmasına lâkin  kıran kırana geçiyor hayat.. Kalp kıran kırana.  Güneş tutulur, ay tutulur da insan tutulmaz mı dünya ya? Tutuldu dünyaya gidiyor işte. Yüz üstü yalpalayarak, sağa sola çarparak bazı kere de yuvarlanıp giderek. Fani olan bu hayatın geçici heveslerden ibaret olduğunun kimi zaman farkında, kimi zamanda farkında olmayarak. Oysa ki ihtiyacımız olan konuşmanın afetlerinden kendimizi muhafaza edebilmek, susmanın faidelerinden istifade edebilmek,  tatlı dilli olabilmek ve yumuşak konuşabilmektir. Allahû Teâlâ’nın Musa a.s ile konuşması bizlere örnek teşkil edecek nitelikte.
ALLAH Musa'yı(a.s) ve Harun'u(a.s) yeryüzünün en azgını olan firavuna gönderirken onlara şöyle emretti... firavuna gidin, çünkü o çok azdı
ama ona YUMUŞAK konuşun sözü tatlı söyleyin olur ya bu şekilde öğüt alır yahut korkar ...( Taha suresi 43-44)

karşınızdaki insanı ikna etmenin tek yolu
firavun bile olsa
“YUMUŞAK KONUŞMAKTIR”  ALLAH öyle diyor!
Kur'an insanı bir yere götürmez sadece kendine getirir ... İşte apaçık bir bildiri. Bildiri olmasına bildiri de beşer insanoğlu bildiği halde yine nefsine yan çıkmaktan kendisini alıkoyamıyor. En önemlisi de imtihanda olduğunu unutuyor.
 Gelelim Ayet-i Kerime’de dikkat çekilen hususlara. Bununla alakalı Peygamber kıssalarından bir tanesini paylaşmak istiyorum.
Bir kul ölmüş.
ALLAH Musa'ya (as.) 'şu köyde mübarek bir kulum öldü. Oraya git cenazede yardım et ' buyurmuş. Musa (as.) gitmiş bir bakmış kimse dokunmuyor cenazeye. Sebebini sormuş .'O pisliğin tekiydi. Dokunmayız biz ona' demişler. Musa'nın (as.) kafası karışmış 'ALLAH'ım !  sen mübarek bir kulum öldü dedin bunlar pislik diyorlar ben bu işi anlamadım. ALLAH buyurmuş 'o insanların ölen kulumun günahlarından haberleri var. Ama son andaki tevbesinden haberleri yok ' ! Mesaj gayet açık. Ölen kişi günahkar dahi olsa  hakkında kötü yorum yapma !
Buradan çıkaracağımız dersler olduğu aşikârdır. Örneğin insanlar hakkında suizan da bulunup onlar hakkında yanlış düşüncelere meyletmemektir.
  Bir diğer dikkat çekilen hususa gelelim. En sevdiğimiz et gıyb/et. Halâ daha yiyoruz doymadık ölü eti yemeye.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır .’ Gıybet zinadan daha günahtır. Kişi zina edip tevbe ederse ALLAH onun tevbesini kabul eder.

Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolunmaz... Biz bitmişiz!
Ahsen-i Takvim’de yaratılan eşref-i mahlûkat insanoğlunun dili kendi üzerine bağlı bir hazine niteliğindedir. Dilimiz ahiretteki hesaptan sonra mizanda, vakti geldiğinde işlemiş olduğumuz sevapları ve günahları beyan ederek şahitlik edecektir.
Rahmeti gazabını geçen ALLAH'a hamd olsun ..
SEN affedicisin
affetmeyi çok seversin
bizi de affet ...

Bi hürmeti Taha Yasin s.a.v