17 Haziran 2014 Salı



'takviye' gerek 

Tefekkür etme bilinci, mahremiyet mefhumunun yozlaşması, insana dair elimizde kalan son güzelliklerin de insandan hızla uzaklaşması.
Hücurat suresinin 10. Ayet-i kerimesinden yola çıkarak kardeş olma bilincinde ve bunu şiar edinebilmeyi temenni ediyoruz kanaat-i acizanemize göre.

Varlığıyla derin düşünebilme yoluna gidebileceğimiz bir ülfet silsilesi bize lazım hakikat. Bunu dayandırdığımız yegâne zemin ise sarsılmaz akide esasıdır. Ne var ki sosyal yaşamdaki önceliklerin ve hassasiyet dengelerinin zaman içerisindeki değişimi bu zeminin ekseninde bir kaymaya sebebiyet vermiş durumda. Kendi ülkemizde özellikle son bir yıl içerisinde yaşananlara calibi dikkat buyurunuz. Benliklerin ardında izmlerin tutamacından bilinçsizce tutunma çabaları. Tabiri caizse bu akımlara kapılmak coşkun ırmak heybetindeki sel sularının önünde akıp gitmekten farksızdır.  Rahmetli Erbakan hoca; dikkat edin toprak edin kayıyor derken buna işaret etmişti. Yani görünenin ardındaki birçoklarımızın haddizatında göremediği gerçeklere.

Aşmamız gereken en uzun mesafe kalpler arasındaki mesafe olduğu gerçeğidir. Bundan hareketle aradaki en kuvvetli ağ kalpler arası ulaşım ağıdır. Bu ulaşım ağının istasyonları ve ikmal noktaları da vicdan, merhamet, ahlâk, sevgi, şuur ve bilhassa insana dair ne varsa.. 

Alemlerin BEYefendisi  s.a.v’in bir hadisi şerifi birçoğumuzun bildiği ; “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa, diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.”  Kamil manada bu hadisi şerifin sırrına mazhar olabilmek için takip edilmesi gerekli en mühim yol peygamber ahlâkıyla ahlâklanmaktan geçer.

Bizi silkeleyen ve titreten bir ayeti kerime
Kalpleriniz taşlaştı hatta taştan daha da beter oldu...

Bak-ara suresi / 74

Bakınız kalpler arasında meydana gelen yüksek duvarların taşları. Her bir kırılma noktasında daha da yükselen bir duvar.

Düşüncelerimizde  ve  yaşayışlarımızda da bir tutarsızlık ölçüsü. Bir kalbe girebilmenin zor bir süreçten geçtiği dönemde olduğumuz gibi, diğer yandan da kalplerin kırılıp dökülmesinin son derece kolay olduğu bir tezat terazisi üzerinde hayatımız.

Işıltılı gözlerde yitirilen belki de manalı bakışlar. İç sesine ram olan, gözlerini ayak uyucuna düşürüp renk vermemeye çalışmak bir mücadeleden daha fazlası.
Modern hayatın son dönem modası  “satıcılık”. Kendi kendine sorguladığımız hayatın ihaneti en yakınımızdakilere ayırabileceğimiz zamanımızı satmak. Arapsaçı olan fitne fücur sosyal ağlar şeytanın en aktif en kaliteli silahı durumunda. Değişen toplum dinamikleri peşinden kitleleri bu şekilde sürüklemeye devam ediyor. 

Bu durum karşısında yaşam destek ünitesine ihtiyaç duymak reaksiyonlar olarak zaruri bir hâl aldığı söylenebilir. Modernitenin putları, aklın verilerine dayanan buhranlardır. Böylelikle manevi buhran girdabı da her geçen gün halkasına yenilerini ekliyor. Sınırlar aşılıyor, kabuğuna sığamayan aktif bir yanardağ gibi patlıyor ve etrafına lavlar saçıyor. Etkisi ise geride bıraktığı değersiz küller.

Artık geçim derdindeki insanın keşmekeşliğinde boğumu atılmış hayat.  İnsanı dar çizgilere hapseden derin ve kalın çizgiler. Kıssadan hareketle fakir bir oduncunun bir ipin hesabını veremeyişi hesap veremeyecek işlere bir cengâver edasıyla atılma cesareti.

Kapitalizmin dayattığı homoeconomicus (iktisadi insan) modelinin insanoğlu üzerindeki tahribatı insanın özüne yani kalbine hicretiyle aşılacaktır. 

Ahlâklı, vicdanlı, merhametli, şuurlu, duyarlı olabilmeyi ve öyle nesiller yetiştirme derdinde olabilmeyi nasip etsin bize Allah

Beşer takatini aşan kuvvetli bir takviyeye muhtacız

vel akibetu lil muttekin cennet ancak takva sahiplerinindir kasas / 83
takva için 'takviye' gerek  ALLAH'ım ! takviyene muhtacız