7 Ekim 2013 Pazartesi



Kara kıtadan notlar ...

Afrika kıtası yüz ölçümü itibariyle dünyanın yaklaşık dörtte birini oluşturuyor.Topraklarının genişliğine karşın nüfusu  1 milyar civarında seyretmekte.
Bu zengin toprakların makus talihi daha güçlü olmak için sömürgeci tutumla hareket eden batıl zihniyetlerin ümit burnunun keşfi , coğrafi keşifler  ve daha ileriki zamanlarda sanayileşme süreciyle birlikte tersine bir seyir aldı.
Ekonomik , ticari , siyasi ve dini amaçlarla ‘yeni dünya düzeni’ olarak adlandırdıkları bu süreci gerçekleştirenler   tarihin  en büyük soykırım ve insan ticaretini yapmaktan da geri durmamışlardır. Bunu yaparken insan haklarından bahseden deyim yerindeyse barbarlar  kara kıta üzerinde yaptıkları muamelelerle gerçek yüzlerini göstermişlerdir.
O zaman denizlerin hakimi ispanyollar ve portekizlilerdi. Kölelik adına milyonlarca kişi gemilere bindirilerek ülkelerine götürüldü. Geriye kalan insanların da büyük bir çoğunluğunu hunharca katledildi. Bu zorbalığı kanlı eyleme döktüler ve yeni dünya düzeni artık kanlı yeni dünya düzeni biçimini aldı.
Bilanço çok ağır yazılacak şeyler o kadar çok ki. Misyonerlik faaliyetleri adı altında yerel dinleri unutturulmuş , hristiyanlık değerleri , figürleri  o insanlara çok iyi pazarlanarak kandırılmışlardı.
En büyük emellerine ulaşmışlardı sömürülen sadece tabi kaynaklar altın ya da elmas madenleri değildi. Kendileri gibi düşünebilmeyi unuttular . Onlar gibi düşünülmeye zorlanılan kafalar sömürüldü geriye kalan öz benliğini kaybetmiş siyahi insan toplulukları.
Günümüzde birçok afrikalının kendi dillerinden çok ingilizce , fransızca , portekizce  konuşması ..
 Hz. Osman zamanında islam ordusu ilk donanmasını kurmuş ve afrika da fetihler gerçekleştirmişti. Böylelikle kara kıtanın feth edilen yerleri islamiyetle tanışmıştı. Osmanlı hilafeti zamanında da kara kıtaya yardımlar yapılmış iyilik , barış , adalet ve refah götürülmüştü.
Batının sömürgeci tutumunun karşısında ataları kandırılan Afrikalıların dediği siz de beyazsınız ama zalim değilsiniz .Mesele budur.
 Tarihçi Ekrem Şama hocanın bir seminerinde anlattığı anektod’ dan yola çıkıp birkaç cümle yazmak icap eder.Yıllar evvel Milli görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan d-8 projesini hayata geçirmek için birtakım temaslar kurmak üzere Nijerya’ya gitti. Türkiye’nin başbakanının geldiğini duyan halk, esnaf işi gücü bırakıp hocanın bindiği arabanın yanına geliyorlar. Hoca şaşırıyor bu yoğun ilgi karşısında soruyor nedir bu ilginin kaynağı  ? Efendim diyorlar bayrağınızı öpmek istiyorlar bundan 500 sene evvel halifenin portekizli istilacı denizcilerin elinden kurtarmasını  ve yardım götürmesini kıymet biliyorlar  ve bunu unutmadılar demiştir. İşte Osmanlı ruhu , öyle büyük bir güven aşılamış ki ismi zikredildiğinde çehrelerinde beliren bir tebessüm.
Bugün hala bizi arıyorlar Kanunileri , Abdülhamidhanları
Sömürünün boyutlarına dikkat çekmek için merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın iki çarpıcı sözünü yine hatırlatmak isterim.Siz hiç elmas madeninin üstünde yaşayıp açlıktan ölen insan topluluğu gördünüz mü? Afrika'ya bakın!
Batılının papyonu için halâ pamuk toplayan Afrikalılar varken kimse köleliğin bittiğini söyleyemez.
Teknoloji ve iletişim çağındayız imkanlar arttığından mütevellit açlıkla savaşan o insanlar artık daha çok anımsanıyor ve güzel yardım kampanyaları yapılıyor.
 Kara kıtanın çok uzağında kalmayalım ve bir dua kampanyası da biz yapalım araf / 57’yi okuyup Afrika’ya üfleyelim..
Selam ve dua ile ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder