8 Ekim 2013 Salı



İslam iktisadı notlarından ve bdps/ krs 

Temelde iktisadi teorideki işlevleri ele almadan önce islam perspektifinden bir tahlil yapmak gerekir. İslamın  hayatın her alanında olduğu gibi ekonomi alanında da hükümleri mevcuttur. Tabi ki bunda amaç insanların refah seviyesi ve selahiyetidir.Tarihin akışı içerisinde ortaya çıkan ekonomik sistemlerin  amacının da bu doğrultuda olduğu söylenebilir. Ama yöntem ve en iyi sonucu elde etme düşüncesinden hareketle karşıt görüşlerin mevcudiyeti hayat bulmuştur.
Kulluk rehberinde tabi hayat ilahi müeyyidelerle belirlenmiştir. İstikamet bellidir. Baktığımızda       BAK-ARA , Maide ve birçok yerde geçmektedir.
Gelelim islam ekonomisine  islami anlayış ,  her ne kadar  kapitalizm ve sosyalizmin  olumlu yanlarını muhteva ettiği söylense veya kabul edilse de iktisat tanımını sınırsız insan ihtiraslarının (!) sınırlı kaynaklarla karşılanmaya çalışılmasıdır şeklinde  bu ekonomik sistemlerle bağdaştıran görüşü  menfaatçilik ve sömürü zihniyeti yönünden  esas itibariyle çürütür.
Batı ekonomilerindeki insanın ben merkeziyetçi  görüşünün aksine islam ekonomisinde birey, ferdi ve toplum bazında fayda sağlayacak görüş doğrultusunda olur.
İslam ekonomisinde temel prensiplerden bazıları  faizin olmayışı , zekat , israfın olmayışı , ticaret serbestisi ve toplum yararına olacak olan fayda kavramlarıdır. İslam ekonomisi esasen iki dünya menfaatini birlikte mütalaa ediyor.
Bu prensiplerin bir kısmına ülkemiz açısından değinmek istiyorum. İnancımız gereği sahiplik diye bir şey yoktur herkes varlığının emanetçisidir. İslam iktisadı içerisinde üretim , dağıtım ve tüketim mekanizmasında  zekat , var olandan olmayana bir dağıtımdır. Bu da toplumsal fayda kavramının en güzel örneğidir.
 Faiz mahiyeti itibariyle üretmeden , risk alınmadan paranın satılması olarak bilinir ve bu konuda çok çeşitli görüşler vardır. Serbest piyasa ekonomisini benimsemiş ülkemizde  rakamlara göz attığımızda 2013 yılı bütçesinde giderlerin  404 milyar dolar ve bunun 53 milyar dolarının faiz gideri olacağı öngörülüyor. Bir yılda 52 hafta olduğuna göre haftalık  1 milyar doların küsüratıyla birlikte faize gittiği görülüyor. Borç verecek güçte olan bir ülkenin bu kadar faizi nereye ödediğini merak ediyoruz doğrusu.
Faiz odağındaki bir bankacılık sisteminden bahsedelim  borca dayalı para sistemi ve kısmi rezerv sistemi. Bugün dünyanın nereye geldiğini anlamak için BDPS’yi iyi anlamak gerekmektedir. Ülkelerin üzerinden faiz ve borçlanma yoluyla onları sömürerek servetlerini mütemadiyen yerel ve en çok da küresel bankacılara aktaran bir sistemdir.  İlgili kaynak incelendiğinde  batmakta olan ve sırasını bekleyen ülkelerin  sistem olarak çatırdayan AB’nin içerisinde bulunduğu durumu daha net anlayacaksınız.(Kaynak ; http://drcetiner.org/egitim-videolari/borca-dayali-para-sistemi.html ).
Bu gerçeklerin farkında olabilmek ve çevremizdekilere fayda sağlayabilmek dileğiyle ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder