‘İnsan’ koleksiyoncusu ol
Uzun soluklu
bir bahar tasviri bu. Nedir bu mevsimin getirdikleri? Nedir alıp götürdükleri? Mahzun
bir yürüyüş hali bizde ki. Belki de mevsimin ağırlığıdır
buna sebep. Kasvetli havalar yağmurların habercisi. Nihayet sonbahar ve onun
ruhu bizleri sarmaya başladı.
Sokaklar ıssız, geceleri aydınlatan sokak lambalarının loş
ışıkları, pencere kenarını aydınlatır ve perde aralığından baktığında
altın sarısı yaprakların rüzgârın esmesiyle bir yandan öbür yana köşe kapmaca
yarışını seyredersin ve de uzun soluklu bir yolculuğa çıkışını. Bozacının
sesiyle eskiye gidersin bir an zemheride. Söz gelimi bu kimine göre, iliklere kadar
işleyen soğuk kimine ise sımsıcak, taptaze hatırladığında mütebessim ettiren
çocukluk anıları. Yine sık gözlemlenen
bir davranıştır derin tefekkürlere dalarak asumanı seyran eylemek çünkü birçok
şeye müsavi olmayan bir halet-i ruhiyedir.
İnzivaya
çekilmedir bir nevi. Münzevi olmak muhabbet köşesine çekilmedir en azından biz
büyüklerimizden öyle gördük. Gönül alemlerini aydınlatan maneviyata agah
insanların varlığıyla anlamlıdır. Hatırlı satırlarını eşsiz bir belagatla
kalplerimize nakşeden ilim hazinelerinin varlığıdır bu varlık. Mümbit
hayat tefekkür sermayesi, zekanın
hazinesi , olgunlaşma ve terakki arzusu sabrın en alâsı. Bizlerin gönüllerini
fetheden ve koleksiyonlarında yer bulabildiğimiz insanlardır şu zamanı değerli
kılan. İnsanın bir hobisi, kendine özgü bir alışkanlığı olmalı. Bu bazen
alaturka sanat telakkisiyle bağdaşan
antika dükkanında görebileceğiniz türden bir resim ,pul koleksiyonu, bazen de
ağırlığı altında kaybolan tozlu rafların arasında ayrı bir dünya. Bunlar sadece
o kişiye belki de mutluluk vermekle sınırlı kalacaktır oysa bizim bir değil
birden fazla kişinin mutlu olmasına ihtiyacımız var. Nitekim inancımız da bu
doğrultuda olmamızı gerektirir. Bu bağlamda diyoruz ki ciddi bir biçimde insan
koleksiyonuna ihtiyacımız var. Koleksiyoncu olmalı mesela insan koleksiyoncusu
her yaştan insan kazanmalı. Kalbe girebilmeyi bilmeli. İnsanın iki yönü vardır.
Ruh ve vücut. Ruh asıl olandır. Her yaşa hitap edebilen ruh, zengin ruh. Tüm
bunları pekiştiren bir de bağa
ihtiyacımız var sevgi bağına. İbrahim Tenekeci şöyle der;
Gönül rahatlığıyla peşinden gidebileceğimiz kaç insan varsa, işte o kadarız.
Evet çok doğru ekleyelim beraber bir yola gidebileceğimiz kaç insan varsa işte o
kadar zenginiz. Demem o ki insan maddi
varlığıyla değil manevi varlığıyla zengindir. Asıl olan manevi zenginliktir. Bu
tercih sebebi olmalı diye düşünenlerdeniz.
Çevresinde olup ta gönlümüzü fetheden insanlar vardı
çocukluğumuzda. Bu çocuktur deyip te bizleri umursamamak gibi bir hâl içinde
bulunmadılar. Etrafına toplananlara muhabbet neticesinde söylenen iki kelam değer verildiğinin
hissiyatı onlara ve bizlere yetti de arttı. Muhabbet dedik ya bunun bir ucu
mutlak surette “HAYY” hattına çıkıyordu. Kelama ,kaleme dokunuyordu .Onlar
sadece çocukla çocuk olmadılar her yaş gurubundan insanın gönüllerine sızmayı
başardılar. Tam da burada Alemlerin BEY Efendisi’nden örnek verelim; EfendimizEfendimiz
s.a.v. gibi bakmayı bir becerebilsek.
Bu vesileyle
de onları hatırlamak nasip oldu. Onları hatırımıza düşüren ALLAH’a hamd olsun.
Meselenin özü
şu aslında; okullarda
Selam ve dua ile ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder