22 Ocak 2014 Çarşamba



‘rızkımız’ rezervasyonda

Kulluk rehberimiz ve hayat programımız, okyanuslara açılan bir kapı gibi çok çeşitli hikmetleri bünyesinde muhteva etmektedir. Bu hikmetlerden bir tanesi de rızık konusudur.

Çocukluğumuzun geçtiği, hali hazırda yaşadığımız tarihi yarımadanın bir ücra köşesinde kalmış diye bizce özel bir tasvir de bulunduğumuz, tarihin birçok sahnesine bizatihi tanıklık etmiş bir yer. Yüzeysel olarak tabir edişimiz, belki de üzerinde gezindiğimiz bu toprak parçasının manevi dokusunun tam olarak idrakinde olamayışımızdan. Bir olgunluk zamanı gerekli buna sebep öyle ki mahzunluğunu yaşayanlar olduğunu düşünüyoruz. Daha çok evvel ki neslin tanıklık ettiği inancın zuhurlarından bir tanesi olan unutulmaya yüz tutmuş bir kültürü, geleneği hatırlatmaktı âcizane niyetimiz. Evet, Mimar Sinan’ın muhteşem eserlerinden bir tanesi olan ihtişamlı ve teşekküllü bir camiye girmiştik vakitlice. Tam karşısında mezar taşı yapan bir mermer atölyesi. Bir geleneğin sürdürüldüğünü görmek hâlâ bir şeylerin az da olsa yaşandığını gösteriyor. Giriş kapısının hemen üzerinde ‘er-Rızku alAllah’ levhası. Ecdadın strese karşı düstur edindiği ilaçlardan bir tanesi olarak ta halk arasında kullanılmıştır. Gelelim içerisinde bulunduğumuz zamana biliniyor diyebilir miyiz muhakkak ama ne ölçüde?  Evet, biliniyor olmasına rağmen idrak edilememiş bir gerçek işte bu ; “Allah-u Zülcelal’in rızıklara kefil olduğudur”.

Bir de şu var tabi kısmet meselesi. İnsanın kısmetle imtihanı ..Yeri gelmişken hatırlatalım istedik  kur/an ile ins/an ikiz kardeştir der  ya alemlerin efendisi s.a.v ve hani hep 'ruh ikizi' mizi arar dururuz ya ?  ruh ikizimiz kur/an işte ! Aslında hepimiz farkındalık testine tabiyiz. Fark edenler yalnızca kazanacak olanlardır. İnsanın kendisine yaradılış gayesine binaen rehber mahiyetinde tutunma halkaları tahsis edilmiştir.
İşte hem bu dünya da hem de öteki dünya da bizlerin tutunduğu garanti belgelerimiz, tutunma halkalarından bir tanesi Bak-ara suresinin 212. ayetinde "Allah dilediğine hesapsız rızık verir." buyrulmuştur.
“Rızıklar hiç umulmadık bir zamanda, umulmadık bir şekilde, umulmadık bir yerde ummadığımız birinin eliyle, ummadığımız bir gizemle, özel olarak gönderilir ve adrese teslim edilir.”

Böylelikle tevhidin bir şartının da; “Allah’ın takdirine razı olmak” olduğu doğrudan teslimiyetin inancı olarak tezahür etmiş bulunur.

 ‘Ayette geçiyor  İnanıyorsak' üstünüz .. İnancımıza ters bir durumu bu ümmete neşretmeye çalışanlar üstün gibi görünüyorlar unutmadan ‘ inanmışsanız' ın altını tekrar çizelim !

O'nun Rezzak ismini doğru dürüst tanımıyoruz. İnsan unutkandır Allah'ın Rezzak ismini unutma...
Bir tefekkür neşvesi ışığında sözü Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerine bırakalım

Açılır bahtımız bir gün kapandıkça kapanmaz ya
Sebepler hâlk eder hâlık kerem babın kapanmaz ya
Benim Hakk’a münacatım değildir rızk için haşa
Hüdâ razzak-ı alemdir rızıksız kul yaratmaz ya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder