kabından çık , kabe'ne dön
Yakın zaman içerisinde yazılı ve görsel medyada takip ettiğimiz
kadarıyla epey gündem oluşturdu bu ‘israf lafzı’.Hatta bu durumu önlemeye
yönelik hummalı çalışmalar söz konusu. Özellikle ‘ekmek’ konusunda. Temenni
ediyoruz ortaya konan ‘emek’ler israf olmaz.Lakin konuya farklı ve de gerçekçi bir perspektiften bakacak
olursak bunlar kısa vadede birtakım pansuman tedbirler olmaktan öteye
geçemeyeceklerdir. Neden mi ? Nedeni
teorik olanı pratik olarak hayata tatbik etme eksikliği. Biraz terimsel
olan bu ifadeyi açıklamaya çalışalım. Aslında israfın temeli hayat nizamının insicamını bozan ‘manevi
tahribat ve ahlâk israfı’na dayanmaktadır.. ‘Manevi’ israfı önleyemediğimiz
müddetçe ‘maddi’ israfın olması kaçınılmaz olacaktır.
Aslında hepimizin bildiği temele
dayanan birtakım realitelere değinmek istiyorum kısaca.
‘Manevi tahribat ve ahlâk israfı dedik’ tabiki bu birden bire
ortaya çıkmış bir durum değil.Asırlık planlar neticesinde tarihin akışı
içerisinde vuku bulmuş elzem bir durumdur. Özellikle son çeyrek yüzyıl da
etkileri menfi olarak hayli nispetler de görülmekte.Yine bunun paralelinde toplumun
içine sinsice atılan tefrika tohumlarını yeşermiş vaziyette görmek mümkün.
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top
sindiremez diyen kürsülerin fatihi istiklâl şairi yazarı Mehmet Akif Ersoy bunu
yıllar yılı öncesinden söylemiştir.
Tahrif, kendimize ve
medeniyetimize yabancılaşma ve sekülerleşme süreci inanılmaz boyutlara doğru
gidiyor. Zaten istenilen muhallebi gibi gevşek müslümanlar olmamız. Bunla ilgili gerçek bir anektod paylaşalım.
Yıllar önce gazeteciler, İsrail Devleti’nin o günkü başbakanı Şimon Perez’e
“Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor” diye hatırlattıklarında,
Perez şu cevabı vermiş: “Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.”
Sosyolojik
araştırmaların son dönemlerde popularitesini koruyan konularından birtanesi
‘modernizm’in tutsağındaki müslüman.Bir tabir kullanılıyor yer yer. ‘ Birtakım
kimseler kimlik arayışı içerisine girdi diye. Bunu kısmen doğrulayabiliriz.
Yapılan sosyolojik araştırmalar ışığında bu bulgular temelleniyor.Göze çarpan
en önemli bulgular, bireycilik ve ben merkezli bir eğilim,genel hayat ve
ekonomik şartlarından memnuniyetsizlik. Eğilimin gidişatı birleştirici olmaktan
ziyade ayrıştırıcı nitelikte. Namazda saf tutarken omuzlar birbirine
değiyor lakin nafile ... kalpler arasında kilometreler var .
Dindar nesil ortamı
oluşturulmak isteniyor. Bu hamlenin olabilmesi için bazı aşamalardan geçilmesi
gerektiği ortaya çıkıyor.Göz ardı edilmemesi
gereken gerçek şu ki ; bizler toplum bazında ve ülke sathında henüz daha
‘madde’ aşkından ‘mâna’ aşkına geçiş sürecindeyiz. Bu sürecin daha uzun mu
süreceği yoksa daha mı kısa olacağını zaman gösterecek. İşte tam bu noktada bir
parantez açmak istiyorum . Bir deyişle şöyle diyebiliriz eskiden insanlar
‘takva’sı ile değerlenirken şimdilerde ‘marka’sı ile değerlenir oldu
denilebilmektedir.Kapitalizm bir ‘moda’ kavramıyla kendisine son sürat köleler
edinebilmekte ve bu halka gün geçtikçe de büyüyebilecek ortam bulabilmektedir..
Nureddin Yıldız’ın ibretlik bir sözü var” Biz Allah’a tutunmayı unutunca,
tutunduğumuz her şey başımıza belâ oldu.
İşte bu ‘madde’aşkından
‘mana’ aşkına geçiş denemelerinin ve bu
sürecin muzaffer olabilmesi değirmene su taşıyan çarkın değişmesiyle mümkün
olacaktır.Bu bahsettiğimiz satır başları meşru daire içerisinde çözüme
kavuşturulmayı bekleyen mühim meseleleri ihtiva etmektedir.Ahlâktan yoksun
toplumların dünya sahnesinden silinip gideceği gerçeğinden hareketle bizlere
birey bazında büyük sorumluluklar düşmektedir.Efendimiz s.a.v ‘in ahlâkını
örnek alarak yapmamız gereken işlerle meşgul olmalıyız. Hayat rehberimiz de
‘aleyküm enfüseküm ( siz kendinize bakın demiyor mu ?). Şunu tersine çevirmek
için uğraşmamız gerek; çocuğa ahlâkı , edebi , aşılayan kadın o halde toplum bozuldu çünkü kadın bozuldu.
Yine Nureddin Yıldız’dan ilhamla söylersek ; Dini dert
edinmek , şehirde bir ev edinmek , yaşam için gerekli bir iş edinmek , huzurlu
bir hayat için eş edinmek gibi algılandığında mesele hallolmuştur demektir. Alemlerin
BEYefendisi s.a.v cemaatte rahmet ,
ayrılıkta azap vardır buyurmuşlardır.Ümmet bilinci ile islam medeniyetinin tasavvurunu
ortaya koymak için dua
ediyoruz ya Cami ! C'ebrail , A'zrail ,
M'ikail , İ'srafil hatrına topla bizi ...
Müslüman islam gibi bir kimliğe sahip iken , kimlik arayışına
giremez. Haydi kabı’ndan çık kabe’ne dön.
Not: Başlık için Münib Engin Noyan’ın söyleminden alıntı
yapılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder