9 Ekim 2013 Çarşamba



kabından çık , kabe'ne dön

Yakın zaman içerisinde yazılı ve görsel medyada takip ettiğimiz kadarıyla  epey gündem oluşturdu bu  ‘israf lafzı’.Hatta bu durumu önlemeye yönelik hummalı çalışmalar söz konusu. Özellikle ‘ekmek’ konusunda. Temenni ediyoruz ortaya konan ‘emek’ler israf olmaz.Lakin konuya farklı  ve de gerçekçi bir perspektiften bakacak olursak bunlar kısa vadede birtakım pansuman tedbirler olmaktan öteye geçemeyeceklerdir. Neden mi ? Nedeni  teorik olanı pratik olarak hayata tatbik etme eksikliği. Biraz terimsel olan bu ifadeyi açıklamaya çalışalım. Aslında israfın temeli  hayat nizamının insicamını bozan ‘manevi tahribat ve ahlâk israfı’na dayanmaktadır.. ‘Manevi’ israfı önleyemediğimiz müddetçe ‘maddi’ israfın olması kaçınılmaz olacaktır.
 Aslında hepimizin bildiği temele dayanan birtakım realitelere değinmek istiyorum kısaca.
‘Manevi tahribat ve ahlâk israfı dedik’ tabiki bu birden bire ortaya çıkmış bir durum değil.Asırlık planlar neticesinde tarihin akışı içerisinde vuku bulmuş elzem bir durumdur. Özellikle son çeyrek yüzyıl da etkileri menfi olarak hayli nispetler de  görülmekte.Yine bunun paralelinde toplumun içine sinsice atılan tefrika tohumlarını yeşermiş vaziyette görmek mümkün. Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez diyen kürsülerin fatihi istiklâl şairi yazarı Mehmet Akif Ersoy bunu yıllar yılı öncesinden söylemiştir.
 Tahrif, kendimize ve medeniyetimize yabancılaşma ve sekülerleşme süreci inanılmaz boyutlara doğru gidiyor. Zaten istenilen muhallebi gibi gevşek müslümanlar olmamız.    Bunla ilgili gerçek bir anektod paylaşalım. Yıllar önce gazeteciler, İsrail Devleti’nin o günkü başbakanı Şimon Perez’e “Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor” diye hatırlattıklarında, Perez şu cevabı vermiş: “Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.”
 Sosyolojik araştırmaların son dönemlerde popularitesini koruyan konularından birtanesi ‘modernizm’in tutsağındaki müslüman.Bir tabir kullanılıyor yer yer. ‘ Birtakım kimseler kimlik arayışı içerisine girdi diye. Bunu kısmen doğrulayabiliriz. Yapılan sosyolojik araştırmalar ışığında bu bulgular temelleniyor.Göze çarpan en önemli bulgular, bireycilik ve ben merkezli bir eğilim,genel hayat ve ekonomik şartlarından memnuniyetsizlik. Eğilimin gidişatı birleştirici olmaktan ziyade ayrıştırıcı nitelikte. Namazda saf tutarken omuzlar birbirine değiyor lakin nafile ... kalpler arasında kilometreler var .
 Dindar nesil ortamı oluşturulmak isteniyor. Bu hamlenin olabilmesi için bazı aşamalardan geçilmesi gerektiği ortaya çıkıyor.Göz ardı edilmemesi  gereken gerçek şu ki ; bizler toplum bazında ve ülke sathında henüz daha ‘madde’ aşkından ‘mâna’ aşkına geçiş sürecindeyiz. Bu sürecin daha uzun mu süreceği yoksa daha mı kısa olacağını zaman gösterecek. İşte tam bu noktada bir parantez açmak istiyorum . Bir deyişle şöyle diyebiliriz eskiden insanlar ‘takva’sı ile değerlenirken şimdilerde ‘marka’sı ile değerlenir oldu denilebilmektedir.Kapitalizm bir ‘moda’ kavramıyla kendisine son sürat köleler edinebilmekte ve bu halka gün geçtikçe de büyüyebilecek ortam bulabilmektedir.. Nureddin Yıldız’ın ibretlik bir sözü var” Biz Allah’a tutunmayı unutunca, tutunduğumuz her şey başımıza belâ oldu.
 İşte bu ‘madde’aşkından  ‘mana’ aşkına geçiş denemelerinin ve bu sürecin muzaffer olabilmesi değirmene su taşıyan çarkın değişmesiyle mümkün olacaktır.Bu bahsettiğimiz satır başları meşru daire içerisinde çözüme kavuşturulmayı bekleyen mühim meseleleri ihtiva etmektedir.Ahlâktan yoksun toplumların dünya sahnesinden silinip gideceği gerçeğinden hareketle bizlere birey bazında büyük sorumluluklar düşmektedir.Efendimiz s.a.v ‘in ahlâkını örnek alarak yapmamız gereken işlerle meşgul olmalıyız. Hayat rehberimiz de ‘aleyküm enfüseküm ( siz kendinize bakın demiyor mu ?). Şunu tersine çevirmek için uğraşmamız gerek; çocuğa ahlâkı , edebi , aşılayan kadın o halde  toplum bozuldu çünkü kadın bozuldu.
Yine Nureddin Yıldız’dan ilhamla söylersek ; Dini dert edinmek , şehirde bir ev edinmek , yaşam için gerekli bir iş edinmek , huzurlu bir hayat için eş edinmek gibi algılandığında mesele hallolmuştur demektir. Alemlerin BEYefendisi s.a.v  cemaatte rahmet , ayrılıkta azap vardır buyurmuşlardır.Ümmet bilinci ile islam medeniyetinin tasavvurunu  ortaya koymak için dua ediyoruz  ya Cami ! C'ebrail , A'zrail , M'ikail , İ'srafil hatrına topla bizi ...
Müslüman islam gibi bir kimliğe sahip iken , kimlik arayışına giremez. Haydi kabı’ndan çık kabe’ne dön.
Not: Başlık için Münib Engin Noyan’ın söyleminden alıntı yapılmıştır.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder