İlmihal önce ilim sonra
hâl
Başlarken..
Alemlerin Rabbi Allah’a sonsuz hamdû sena, O’nun en büyük elçisi olan Hz Muhammed (sav) ‘a salatû selam olsun…
Bir aynada seyrettik alemin cümlesini ..Dünya nokta biz bir nokta..
Bizler de bir aşk ve heyecan içerisinde duygularımızı lisan-ı hâl ile beyan etmek istedik.. Yazmaya çalıştığımız
kadar okumaya da gayret gösteriyoruz imkânlarımız el verdiği sürece. İnşallah yaşadığımız
müddet boyunca da sürmesini Cenabı Allah’tan niyaz ederiz. İkrâ emrinde bir
ümmetiz bu bağlamda insanlığa her türlü fayda sağlayan eserlerden ilim tahsil
edebilmeyi ve bunu hal ile yaşayabilmeyi Mevla’dan tefviz eyleriz..
Kanaati âcizaneme göre tespitten de öte bir hayat gerçeği. Zaman
hak olanı söyleme ve yazınsal olarak ifade etme zamanı. Bu ister fikir
işçiliğiyle isterse diriliş işçiliğiyle ama bir şekilde.. Bu durum, günümüzde
buhranlar içerisinde kalmış bir kısım görsel ve yazılı medyanın yer aldığı platformda
gerçekten zaruri bir hâl aldı desek yeridir herhalde.
“Bu diriliş kendine ve
çağa meydan okumakla başlar” der Sezai Karakoç ‘Diriliş Neslinin Amentü’sünde.
Bunun içinde söylem birliğinin hayatımızdaki aksiyon yönü olan eylem birliğinin
de olması şarttır. Öğreneceğiz daha sonra bunu hâl ile yaşamaya ve yaşatmaya
gayret göstereceğiz. Peki, nasıl olması lazımdır? Bunu hayatımızda yaşayarak
nasıl mükerrem kullar olacağız ? İşte bu noktada her daim ihlaslı olma gibi bir
yükümlülüğüz var. Aynı zamanda tebliğ
vazifesini de yerine getirmek gibi ağır bir de mesuliyet taşıyoruz fert olarak.
Bundan mütevellit sadece kendimizden değil, aynı zamanda çevremizdeki
insanlardan da sorumlu olduğumuz gerçeğini unutmamamız gerekir. Allah
rahmetiyle muamele eylesin kıymetli büyüklerimizden Milli Gençlik Vakfı’nın
merhum başkanı Adnan Demirtürk’ün dediği gibi “ Çalışmak
yetmez. İhlâsla çalışmak gerekir”.
İhlâslı
olmak içinse aşk gerek, azim gerek, feyizli olmak gerek. Cenâb-ı Hak Azîmüşşân’a halis kul olmak gerek.
Ölmek; kalbin durması
yada beynin ölmesi ile olmaz, KUL’ luk yapmıyorsak zaten ölüyüz demektir
diyerek adeta bu gerçeğe bir atıfta bulunuyoruz.
Nitekim üzerimize tevdi
edilen görevimizi ve Rabbimize olan kulluk borcumuzu mütemadiyen ikrar eder ve
âcziyetimizi beyan ederiz. Ama kaçımız bunu uygularken dikkatli ve rikkatli davranırız?
Kendimize işte bu
noktada öz eleştiri yapmamız gerek. Büyük mucize Kur’an-ı Kerim’in nüzulünün,
Muhammed-ûl Emin’in tebliğinin ashabının, ümmetinin bu kutlu yolunun etkisi, hayatımıza yansıması ne ölçüde?
Elhamdülillah
Müslümanız diyoruz amma o da bize miras anne babamızdan. Peki, bizlere aktarılanların
üzerine ne katabildik? Yoksa var olanı da koruma derdine düşüp kuru bekçiliğini
mi yaptık? Evet bu sorular özellikle
bizleri rahatsızlık verecek derecede derin bir düşünceye sevk etmeli. Bakınız
Hz. Ali Radiyallahu Anh. “ İlim
servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun, ilimse seni.” demiştir ve
bizlere mesaj niteliğinde bir söz nakşetmiştir. İbret almamız gerek Kur’an Rehberimizden. Sûrelerle
alakalı birtakım örnekler verebiliriz farkında olma açısından.
Eğer farkında olursak 5 vakit namazda 40 defa
okuduğumuz Fatiha suresi ; mananın idrakine varabilirsek ki tam teşekküllü bir teşekkürdür..
Bak-ara Suresi; inanca, ahlâka ve hayat
nizamına dair hükümlerin önemli bir kısmı bu surede yer alıyor.
Asr Suresi; surede kurtuluşun imana, iyi işler
yapmaya hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlı olduğu anlatılmıştır.
Nitekim
"Resulullah'ın ashabından iki kişi birbiriyle karşılaştıklarında biri
diğerine Ve'l-Asr Sûresi'ni okumadan, sonra da biri diğerine selam vermeden ayrılmazlardı."
Sahabeler, Asr suresini okuyarak, zamanın gidişini ve ömürlerinin geçişini
anlayıp düşünerek birbirlerine Hak ve sabır tavsiye etmişler ve Hak Teâlâ'ya
tam iman ile güzel ameller için başarı dilemişlerdir.
Velhasıl hayret nazarındaki biz insanoğlu için
Kur’an ı Kerim bu şekilde birçok örneği muhteva etmektedir.
Asr suresinden
bahsetmişken manasının getirdiği bir muhabbet neticesinde zuhur eden bir
dostluk ve Allah için sevdiğim, hem şehrim maneviyata agâh bir büyüğümü sevgili
Salih Terzioğlu ağabeyimi yâd ettim. Ona buradan hürmetlerimi ve muhabbetlerimi
arz ediyorum.
Hâl dilimize içimizdeki samimiyeti aksettirmek yeterli.
Ömrümüz HAYY’at üzre olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder